30 Kasım 2008

koş saraylarıma bulabilirsen beni





























sen,
kimsin ulan?
ben,
neyim, ha?

vitesi boşa alınca yokuş aşağı ne kadar hızlıyız ve bir ayağımız hala frene yakın. çok korkağız.
gerçekten ne kadar uzak ve gönülden nasıl bağlıyız?
soğuk kara ikliminden kaçıp lodos rüzgarında çarpılmaya ne kadar hazır,
LDL addicted olmaya ne kadar da addicted?
müptelayım sanağ,
zarar versen de banağ...
ses tellerim-iz--lenme oranı artıyor, ifşamotör- titreştiğinde monodan stereoya geçiyoruz hava henüz kararmadan. hava parçalı bulutlu. mevsim haziran. zihinsel meteom güneşli. titremeler geçişli. kafamdaki düşünceler pis mi? pislendim mi zamanında; eli elime değdi mi ? sesi içimi ürpertti mi? yoksa huzur islamda değil de sende mi?
yok ama huzursuz mutluluk taşikardi; beklemek/seçim yapmak/uzak kalmak/sağlamlaşamamak tiksinti getiriyor bu aralar.

ama sen,
bul seni getir bana
hediyem ol.
beyhude ruhundan bir parça yolla kargoylan.
suretini sevdiğim.
özledim.

zamançalar,
yalan haber gibiyim. hep bir eksiğim var ve içim boş.

0 öptüm, bay.:

formspring.me || test değil, yazılı.

tombik tombik hoop tombik  

counter to blogger