yirmiüç
yaşımdan çok yaşım-yüzümden geçer
sen o yeşil pantolonlu, ben de o yolunu kesen şişko değiliz artık.
bu gece malouf trompetiyle ağlarken hatırladım. o salonda deneysel filmler izlediğimizi; elindeki aynayla güneş ışığını yansıtan kadının duvara yansıyan görüntüsünü; sensiz kısa film izlemeye gittiğimde kendimi ne kadar yalnız hissettiğimi... her yıl mayısın ilk cumasında bahçede yolunu kestiğim ve tanıştığımız o sahneyi tekrarlayışımızı.
sessizce ağladım. malouf kadar melodik değildim.
sonra, durmaksızın "geriye"
-sen kendini seçince, benden bi'şey kalmamış, geriye...
eve geldiğimde,
çelişkili bir düzlemde, karanlıktan korkutan, gözlerinden ateş saçan bir istekle düşününce eskiyi:
sesim kisilsa,
korkmasam karanlıktan,
en baştan başlasam
anlamsız sözlere artık hiç bulaşmadan beklesem yaninda
yirmiüçyaşımda bu sözlerin bu kadar anlamlı olmasını beklemiyordum.
kozmik güç durmamış anlaşılan. bütün gücüyle fatal error verdirtiyor yek ruhumda.
bütün hücrelerimi kustum.
repeat track or vomit?
güç azalırsa daha mı mutlu, daha mı ruhsuz olurdum?
ne olurdum?
ne olursun.
ne yaparsın hatta?(bunun cevabını biliyorum)
ne kork benden, ne anlatmamı iste.
lütfen beni uyandırma.
0 öptüm, bay.:
Yorum Gönder