15 Ekim 2008

Oh, why would you?


hey sen,
geçen gece rüyama giren değilsin, değil mi? bir pazar günü bomboş sahilde deli gibi koşmadık seninle? buluttan bozma sıcacık kumlara kayalıklardan yüz üstü atlamadık?
biliyordum zaten, sen olamazdın.

hislerinden zerre bırakmamışsın bilinmeyene karşı sevgilim kleptoman,
şahsını mı sürükleyecekler? ne hale getirsinler ki daha... daha ne kadar oynasınlar? acı çekmekten usanır, hatalarından usanır. kime uzanır; eli onda kalır, hayalleri onda kalır. o yüzden, hayal etmez.
neden büyütelim ki geceyi hem,
duvarda devleşen gölgelerimiz yüzünden mi?
rutin acılarımı aforizmalara dökecek kadar zor durumda kaldığım için mi? anlamlı olmasını beklediğim ama anlam katamadığım için mi? sabah kalktığımda dünyanın en mutlu insanı olmayacağım gerçeğini ve sonuçlarını adım gibi bildiğim diyaloglara girmenin ne kadar saçma olduğunu bildiğim için mi?
kişiliklerimiz ortaya serilemediği ve olmayı düşlediğimizi anlattığımız için de olabilir.
ama kaçak dövüşmek hiç adil değil.
gerçeklerimden kaç-ma.

et hastalıklı, suret yanıltıcı. ben ikiyüzlü, bencil ve mutlu (mu?).
öğren ve gel n'olur.

There's holes in hearts
Desire starts to make demands
And dear boy you'd be a fool
to make your plans with her

0 öptüm, bay.:

formspring.me || test değil, yazılı.

tombik tombik hoop tombik  

counter to blogger