17 Ekim 2008

my soul was filled with crystal light...




















hayır, ben hakan kırkoğlu denilen adamın yalancısıyım.
ikiçiftsıfırsekizin onaltısından sonra herşey düzelecek yolunu bulacak falan demiş olsa herhangi bir insan evladı bana, ben ona popomla da gülerim, güzelim.
ama, burçlar falan değil de gezegenlerin gidişatıyla ilgili kafasını kırmış annem sağ olsun. merkür geri gidiyor diye evde bir bayram havası, ankara'dan maymun gelmiş.

birazdan sana kek yapmayı ve o sıcak tatlı kütleyi bu sabah birlikte yemeyi teklif etmeyi planlıyorum saygı değer mowgli,
ama sen hiç olmadığın kadar yoksun yine. ben hep hayal kurmaya çalışıyorum, olmuyor haliyle. yapabildiğim birşey değil, yeteneğim yok-taze bitti.
ama hali hazırda kıvranan umutlarımı hediye edebilirim parıldayan bir takım kusmuklar için. "crystal" ön ekiyle başlasın yeter.
örn: crystal vomit, crystal clouds... (çok etkileyici değil mi? ilahi bir güçle parıldıyorlar)

şöyle olsun,
biz böceklerin arasında porselen bardakta sunulmuş ingiliz birekfıst tiilerimizi hunharca yudumlarken o kakaolu ılımaya başlamış tatlı kütleler de mide boşluğumuzda karbonhidrat yıkımına uğrasın. glikoz-glikoz-glikoz haline gelinceye kadar oturup sohbet edelim.
veya böcekleri yiyelim, aynı ormanda yaptığımız gibi. kara fatmaları sen, helikopter böceklerini ben.
beynimize protein şoku verip koşmaya başlayalım.
tamam, bu güzel.

henüz yeteri kadar iğrençleşemedim. başka bir tarafta insanlık bekliyordur diye.

0 öptüm, bay.:

formspring.me || test değil, yazılı.

tombik tombik hoop tombik  

counter to blogger