Oversized BANJEE... like me
Bir süredir, sokak modasına gözünü diken genç tasarımcıların ortak noktalarından biri, sanıyorum ki oversized giysi ve aksesuarlardır. 2008 yazının müjdecisi olacağını sandığım ve tekstil sektöründe de bir çığ gibi büyüyeceğini umut ettiğim oversized ürünler, ne yazık ki bu sezonda da trendler arasında yerini alamadı. Ama sokaktakiler, bu ürünlerden uzunca bir süredir haberdar.
80’li yıllardan bu yana, yakası ve kolları kesilmiş, aşırı bol kıyafetler gerek rahatlığından, gerek bohem görüntüsünden ödün vermeyenlere büyük bir armağan olarak sunuluyor. Ancak, popüler kültürün bir ürünü haline gelen bu kıyafetlerin menşeini anlamak için biraz daha derinlere inmemiz gerek... Bu konuda bizi aydınlatanlar, Amerika’nın arka sokaklarından çıkıp geliyorlar. Siyahların tekeli altında bulunan hip-hop kültürü ve ghettolarda yaşayan siyahların isyanını sembolize ediyor bu giyim tarzı… Yani, özünde MTV kültürünün ve buna tapınan gençliğin çok daha ötesinde bir şeyler taşıyor.
Sokak modasını hipsterların eline düşürmüş tasarımcıların da ne yazık ki çok az bir bölümü, bu ekstra bol kıyafetleri neden yaptıklarını anlayabiliyor. Belki onlar da, zayıf siluetlerin üzerinde bunların çok güzel durduğunu savunarak ve yahut “İnanılmaz stylish, rahat ve şık görünüyorlar.” diyerek kilim gibi görünen el örgüsü kazakları, yerlere kadar uzanan büyük metal zincirleri, üzerinde sloganlar yazan büyük erkek t-shirtleri ve içine ipek bluzler giyilmesini arzuladıkları kocaman yün hırkaları tasarlamaya devam edebiliyorlar.
Hercules and Love Affair’in son videosu “You Belong”da da oversized giysilerin ve cinsel kimliklerin oldukça başarılı bir biçimde sergilendiği örnekler yer alıyor. Genelde dansçıların üzerinde gördüğümüz hoody, yani bildiğimiz kapuşonlu sweatlerin XXXXXL akrabalarının rol aldığı bu videonun yaratıcı direktörlüğünü yapan, klipteki bütün kıyafetleri tasarlayan, aynı zamanda bu hoodylerin içinde dans eden (vogue dansı yapan) insan Shayne Oliver; bu zat-ı muhterem, Hood by Air adlı erkek giyim markasının tasarımcısı olarak anılıyor

H&LA grubunun klipte bu tasarımcıyla çalışmasının sebebiyse Shayne Oliver’ın cinsel kimliğini yansıtan işler ortaya çıkarması olabilir. Oliver, hem gay, hem siyah, hem de Amerikalı olmasının ona kattığı kültürel ve kişisel yaklaşımları koleksiyonlarında çok başarılı bir biçimde yansıtabiliyor. H&LA üyelerinin canlı performanslarında giydiği “BANJEE”( is a young Latino or Black man who has sex with men and dresses in thuggish urban fashion) baskılı bol atletler, bunun en açık kanıtı olarak gösterilebilir sanırım. Yarattığı koleksiyonlarda “urban clothing” ve “street-wear”dan güzel örnekler sunan, aynı zamanda vogue dansına ve bu dansı yapan eşcinsellere özgü oversized kıyafetlerin siyah, lame ve büyük geometrik desenlilerine de yer veren Oliver, Hood by Air markasının unisex bir giyim markası olması gerektiğini bu şekilde vurguluyor.


2008–2009 Sonbahar/Kış koleksiyonu için de 1995 yapımı “Higher Learning” adlı filmden ilham alan Oliver, yine yaşadığı topraklarda gördüğü cinsel ayrımcılara ve ırkçılara göndermelerde bulunuyor. Yarasa kollu cübbelerin, dar paçalı deri pantolonların, bol şortların ve kozmik desenli elbisevari t-shirtlerin bulunduğu bu koleksiyon gerçekçi ve saldırgan bir tavır sergilemekte.
Sonuçta, kökeni her ne olursa olsun, oversized kıyafetlerle yaşadığımız döneme bakışımızı biraz daha farklı “örtünerek” belirliyor; kendinizi sokağa bir adım daha yakın hissedebiliyorsunuz. Üstelik bunun için fevkalade kumaşlara veya göz alıcı dikim tekniklerine ihtiyaç olmadan…

Not 1: Reset-ül Mecmua'nın bu sayısının MODA bölümünde yer alan, araştır araştır bir hal eden, aydınlık yarınlara umut dolu bakışlar fırlatan, sorulardan soru, çıkarımlardan çıkarımlar çıkartan yazıdır. Modayı bir kavram olarak algılarsak mantıklı, ancak trendy bir öğe olarak algılarsak alakasız birşey çıkmıştır ortaya..
bikaus, farklı bakış açılarına sığınarak yazdım... siz deyin gay culture, ben diyeyim H&LA, başkası desin Hood by Air falan işte.
Takılın siz.
Not 2: Burda da malum H&LA klibi var. Ben büyülenerek seyrediyorum ve o kristaller gibi parlıyorum bu sıralar Nomi'yi ve Kim Ann'i gördüğümde. Bu insanlar, en az Antony kadar inanılmazlar, ay tink.
umutsuzluğa düşüp ağlayasım,
vogue vogue dans edesim,
kadehlere sular doldurup sesler çıkarasım,
piramitlere saklanasım,
saçlarımı yanlardan fütursuzca kazıtasım geliyor... pek bir heyecanlanıyorum.
Not 3: H&LA üzerinden gidilmesine rağmen, yüce gogıldan bulabildiğim, dimağ açıcı nitelikteki tek yazı.
0 öptüm, bay.:
Yorum Gönder