16 Eylül 2008

Aşkta kural tanımam.



yağmur toprağa erişti,
hemen sokağa çıkıyor ve ıslanıyorum.
penye elbisem tenime yapışıncayana kadar koşuyorum.
elimde bir paket albeni.
al beni!

biraz yalnızlık
biraz aşksızlık
biraz özgürlük
biraz korkaklık
BENİ AĞLARKEN GÖRME!

içimdeki sesin beni terk ettiğini bir takım organlarımın yaptığı dedikodulardan öğrendim. orada bile bir çekilmezlik, bir kurnazlık, bir oyunbazlık var. bir anda, herkes mi uzak durmaya karar alır?
ulan, siz anlaşıp mı karar verdiniz? ne terbiyesiz mahluklarsınız? bir B planı bile yapamadan, öyle kala kaldım lan sizin yüzünüzden.
hey, iç ses!! sana diyorum oğlum... söylesene, ne iş bu?

bir de çok lazım ya, hayvan gibi sağlıklıyım, anasını satayım! hayatımdaki koca boşluktan dolayı üzülemiyorum bile bugün. düşüncesiz mutluluk ve rahatlama seansları yaşıyorum. galiba "yolunu benden öğren"cilerin lafına geldim... düşünmüyorum!

peki, tüm bunlara rağmen, kafa tasımda dolaşan kemirgenleri öldürmek için ne yapmalıyım? kısa yolu mu seçmeliyim? FARE ZEHİRİ!? yaşayacağımı bilerek, neden dünyevi pisliklerle kendi sonumu getireyim ki? bunun orta bir yolu yok mu ha, zaman çalar?


not: Hande Yener'i seviyorum. Gülben Ergen'le bir sorunum yok, çok şükür.

0 öptüm, bay.:

formspring.me || test değil, yazılı.

tombik tombik hoop tombik  

counter to blogger